STRATEJİ BELGEMİZ

2013-12-14 10:40:00

Türkiye makina sektöründeki gelişimi nasıl buluyorsunuz?

Ekonomik ve siyasi anlamda sürekli bir değişim ve yeniden yapılanma süreci içinde olan dünyada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makina sektörünün özel bir konumu vardır. Makina sektörü olmadan sanayileşmeden bahsetmek söz konusu değildir. Bir ülkenin dengeli ve istikrarlı sanayi ve ekonomiye sahip olabilmesi, güçlü bir makina sektörünün varlığı ile mümkün olmaktadır. Çünkü bir ülkenin makina sanayindeki performansı, o ülkenin genel sanayisinin performansını da yansıtmaktadır. Ekonomik kalkınma açısından çok önemli olan makina sektörünün üretim ve istihdam büyüklükleri, pek çok ulusal ve uluslararası finans kuruluşuna göre sanayileşmenin temel göstergeleri arasında yer almaktadır.

Türk makina sektörü, halihazırda yaşanan küreselleşme sürecinde üretim, pazarlama, ihracat, ticaret alanlarında dünya ile entegrasyonunu büyük ölçüde tamamlamış bir sektördür. Sektör bu alanlardaki yeterliliğini gelişmiş ve gelişmekte olan pazarların tamamına yakınına yaptığı ihracat ile kanıtlamıştır. Sektör gayri safi yurt içi hasıla, imalat sanayi üretimindeki payı, ihracat, istihdam, rekabet edebilirlik, yatırımlar, dışa açıklık ve makroekonomik büyüklükler açısından ülkemizdeki en önemli sektörlerden biridir. 

Makina imalat sanayi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizin sanayileşmesinin de itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin gelişiminin temel taşı olacaktır. Türk makina sanayi 1990 yılından bu yana yaklaşık yüzde 20 oranında yıllık büyüme oranı göstermiştir.

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de makina imalatçılarının büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) niteliğinde olup, bu yapı değişen ekonomik koşullara ve teknolojik gelişmelere karşı daha esnek ve hızlı cevap verme imkanı sağlamaktadır. Sektörde faaliyet gösteren KOBİ’lerin sahip olduğu ucuz iş gücü avantajı ve gelişmiş mühendislik becerileri, makina imalatçılarının uluslararası pazarlarda rekabet şansını artıran unsurlardır. Türk makina imalat sanayinde, her türlü parça ve aksamın yüksek kalitede ve rekabet edebilir fiyatlarda üretimi yapılmakta olup, üretim sürecinde yerli girdi oranı yüzde 80’ler civarındadır.

Ekonomik gelişmelerin makina sektörüne olumlu yansıması, sektörün örgütlenme düzeyi yüksekliği, OSB’lerin yurt çapında yaygınlaşması, firmalarımızın gün geçtikçe daha fazla uluslararası fuarlara katılarak küresel pazarlara girme isteği sektörün geleceği açısından umut vericidir. Ayrıca makina üreten makinalar olarak da ifade edilen takım tezgahlarında üretim değerlerinin göreceli olarak yükselmesi ve bu alanda uluslararası uzmanlaşmanın sağlanması da sektörün geleceğe umutla bakmasını sağlamaktadır.

Diğer taraftan, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, Bakanlığımız tarafından “Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlanmış ve 2011 yılının Mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu belge, Bakanlığımızın makina sektörüne ne denli önem verdiğinin bir göstergesidir. Belge kapsamındaki eylemlerin görüşüldüğü platformda, eylemlere yönelik gelişmelerin değerlendirilmesinin yanı sıra doğrudan kamu ile sektör arasında etkin bir iletişim mekanizması kurulmuştur. 

Öte yandan 2012 yılını 24,8 milyar dolar ithalat ve 9,7 milyar dolar ihracat ile tamamlayan makina sektöründe, yaklaşık 15,1 milyar dolar dış ticaret açığı oluşmuştur. Bu açığın 2011 yılına göre yüzde 6,4 düzeyinde azalmış olması, geliştirilen politikaların başarılı olduğunu göstermektedir. Bakanlığımız koordinasyonunda düzenlenen kamu alımlarında yerli malı tercih edilmesine yönelik etkinlikler ile Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi eylemlerinin de bu konuda sağlanan gelişmelere katkı sağladığı ortadadır. 2013 yılı Ocak-Eylül döneminde ise sektörün ihracatı bir önceki yıla nazaran yüzde 8,2 artış göstermiştir.

Sonuç itibariyle katma değeri yüksek makina imalat sanayinin güçlendirilmesine yönelik Bakanlığımız çalışmaları 2014 yılında da tüm hızıyla devam edecektir. Bu noktada üzerimize düşen görev üretime, yatırıma, ihracata, istihdama, bilgi ve teknolojiye daha fazla odaklanmaktır.

Ülkemizdeki makina sanayinin rakamlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Makina ve ekipman imalatına ait kapasite kullanımı, toplam imalat sanayine ait değere oldukça yakın seyretmektedir. Ayrıca, 2011 yılından itibaren makine sektöründe kapasite kullanımı her geçen yıl bir miktar artış göstermektedir.

ÜİK verilerine göre makina sektöründe 2011 yılı itibariyle 12 bin 145 işletmede yaklaşık 173 bin civarında personel istihdam edilmektedir. 2011 yılına ait girişim sayısı ve istihdam verilerinin birlikte ele alınması sonucunda, makina sektöründeki girişim sayısının azalmasına karşın bu firmalardaki çalışan sayısının 2011 yılında da artmaya devam ettiği görülmektedir.

Makina ve teçhizat imalatına ait sanayi istihdam endeksi, bizlere makina sektörünün sağlamış olduğu istihdamın, genel imalat sanayi değerinin de üzerinde bir artış sağladığını göstermektedir.

2011 yılı TÜİK verilerine göre 30,4 milyar TL düzeyinde gerçekleşen makina sektörü üretim değerinin, aynı yıldaki 703,4 milyar TL’lik Türkiye toplam imalat sanayi içerisindeki payı yüzde 4,3 civarındadır ve bu oran her geçen yıl artmaktadır.

Ayrıca, “BYS Makina ve Teçhizat İmalatı” sektöründe 2010=100 temel yıllı sanayi üretim endeksi yıllık ortalama değeri, 2010 yılından itibaren toplam imalat sanayine ait endeks değerinin üzerinde seyretmektedir.

İthalatın ihracatı karşılama oranı 2013 sonunda beklenen düzeye geldi mi?

Ülkemiz makina sektörü, 2012 yılında 34,5 milyar dolarlık dış ticaret hacmine ulaşmış ve makina sektörü ihracatının söz konusu yıl itibariyle toplam ihracattan aldığı pay yüzde 7’ye yaklaşmıştır. 2023 yılında hedeflenen 500 milyar dolarlık ihracattan makina sektörünün 100 milyar dolar pay alabilmesi adına bu oranın 2023 yılında yüzde 20’ye yükselmesi gerekmektedir.

2012 yılında, sektör ihracatının ithalatı karşılama oranı yüzde 39,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu düzeyin artırılmasına yönelik alınacak tedbirler, makina sektörü ve bu sektörün girdi sağladığı diğer pek çok sektör açısından büyük önem taşımaktadır.

Uluslararası Standart Ticaret Sınıflaması “SITC Rev.3” kapsamında 71, 72, 73 ve 74 başlıklarının toplamı olarak değerlendirilen makina ihracatında 2012 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 3’lük bir artış elde edilmiştir. Sektörün ithalatı yüzde 2,9 daralarak 24,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş olup, dış ticaret açığı ise 2011 yılına göre  yüzde %6,5 azalmıştır. 2013 yılı Ocak-Eylül dönemi için 12,9 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı söz konusudur.

Makina sektörü 2023 yılında “100. Yılda, 100 Milyar Dolar Makina İhracatı” hedefine ulaşabilecek mi?

Türkiye, her geçen yıl dünya ticaret hacminden aldığı payı artıran bir ülke. Bununla birlikte, yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerin üretim yapımız içindeki payı yaklaşık yüzde 5’ler seviyesinde. Bu payı yeterli görmüyoruz ve bu oranı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, yüzde 20’ler seviyesine çıkarmak gerekiyor. Çünkü bu oran artıkça, ülkemizin de rekabet gücü artacak demektir. Bakanlığımızı, ‘Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ olarak yeniden yapılandırmamızın arkasında yatan temel düşünce de budur. 

Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ulaşmada en büyük sorumluluklardan birisi makina sektörüne düşmektedir. Makina sektörü, 500 milyar dolarlık ihracatın yüzde 20’sini, yani 100 milyar dolarını hedeflemiş bir sektörümüzdür. Makina sektörünün bu hedefe ulaşabilmesi için Bakanlığımız tarafından hazırlanan Makine Sektörü Strateji Belgesi ve ekinde yer alan eylemler, 100 milyar dolar ihracat hedefimize ulaşılma noktasında çok önemli bir yol haritası oluşturmaktadır.

Makina sektörü açısından gelinen nokta itibariyle ihracat alanında ulaştığımız rakamlar bizim için yeterli mi? 

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu rakamlar bir başarıdır; ancak ülkemizin potansiyelini dikkate aldığımızda yeterli değildir. Biliyorsunuz ekonomik ya da sektörel analizlerde tek başına bir rakam, çoğunlukla bir anlam ifade etmeyebilir. Bu nedenle bu rakamları başka rakamlara oranlayarak daha doğru sonuçlar elde edebilirisiniz. Bunu belirtmekteki amacımız ise şudur: Evet sektörde 2023 yılı için 100 milyar dolar ihracat hedefi ortaya koyuyoruz, bu güzel de, peki sektördeki ithalat ne olacak. İşte az önceki rakamlardan da görüleceği üzere, 2012 yılında yüzde 39,1 olan ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 100’lerin üzerine çıkarmadıkça, istediğimiz hedefe tam olarak varmamız mümkün olamayacaktır. Sonuç olarak, rakamlar sektörün performansının arttığını göstermekte ve 2023 yılı hedeflerimize ulaşmada bize umut verici bir tablo ortaya koymaktadır. 

100’de 100 hedefi için belirlenen strateji ve yol haritası nedir?

Sanayideki üretim yapımızı, iş gücü ve enerji yoğun üretimden bilgi ve teknoloji yoğun üretime dönüştürerek üretimde katma değeri artırmanın yolu, belirli stratejileri uygulamaktan geçmektedir. Dolayısıyla da, Türkiye’nin makro ekonomik alanda gerçekleştirdiği yapısal reformları, benzer şekilde sanayide, bunun da ötesinde sektörel alanda ve hatta gerektiğinde belirli ürün grupları özelinde gerçekleştirmesi gerçeği ile karşılaşılmaktadır. Artık, makro alanda sağladığımız başarıları, reel sektöre daha fazla yansıtacak, rekabet gücümüzü artıracak mikro reformlara odaklanarak sağlamamız gerekmektedir. Bu amaçla da ilk olarak Türkiye Sanayi Stratejisi’nin uygulanmasına ve hemen ardından da sektörel stratejilerin hazırlanarak yürürlüğe alınmasına başlanılmıştır.

Bu kapsamda, Bakanlığımız koordinasyonunda “Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlanmış ve 2011 yılının Mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bakanlığımız, sanayi sektörlerinin gelişimini sürdürülebilir kılmak ve yaşadıkları sıkıntılara kamu tarafından daha hızlı tepki verilebilmesi amacıyla makina sektörünün dışındaki sanayi sektörlerine yönelik de strateji faaliyetleri yürütmektedir. Bu çerçevede, Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi, Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ile eş zamanlı olarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu belgelerin yayımlanması kadar içerdikleri eylemlerin gerçekleşme durumlarının izlenmesinin de öneminin farkında olan Bakanlığımız, bu belgelere yönelik uygulama, izleme ve değerlendirme süreçlerini devam ettirmektedir. 

Öte yandan bu sektörlerin dışında, sanayi stratejimizle birlikte, KOBİ stratejimizi, demir-çelik, seramik, kimya, elektrik-elektronik sektörlerimiz için hazırlanan sektörel strateji belgelerini de uyguluyoruz. 

Bakanlığımızın stratejik planlama ile güçlendirmeyi amaçladığı sektörler sadece bahsedilenler ile sınırlı değildir. Yürürlükte bulunduğu tarihlerde büyük başarılar yakalanmış olan ve yenilenme çalışmaları tamamlanmak üzere olan Tekstil, Hazır Giyim, Deri ve Deri Ürünleri Sektörleri Strateji Belgesi ile Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisi ve İlaç Sektörü Strateji Belgesi hazırlık çalışmaları ise devam etmektedir.

Yine sorunuz bağlamında, Makine Sektörü Strateji Belgesinde, “Makina Sektörünün Geliştirilmesi ve Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmal Edilmesinin Sağlanması” olarak belirlenmiş olan genel amaca ulaşabilmek için beşl ana hedef oluşturulmuştur. Bu hedefler:

1.             “Katma Değeri” ve “Marka Değeri” yüksek makina sanayine dönüşümü sağlayıcı hukuki düzenlemeleri ve yapısal tedbirleri hayata geçirmek,

2.             Yurt içi ve yurt dışında sürdürülebilir büyümeyi ve ölçek ekonomisinin avantajlarını yakalamak amacıyla sektöre yönelik sağlıklı finansal çözümler sağlamak,

3.             Sürdürülebilir, yetkinliğini kazanmış, yüksek performansa sahip, teknoloji odaklı, öğrenmeye ve değişime açık her düzeyde insan kaynağı sağlamak,

4.             Türk makina sektörünün kalite, güven ve teknoloji unsurlarını ön plana çıkaran, yurt içinde ve dışında etkin bir tanıtım yapmak ve ihracatı arttırmak,

5.             Global düzeyde rekabet edebilen, katma değerleri yüksek ürünler üretebilmek için Ar-Ge ve inovasyon yapmak,

şeklinde tespit edilmiştir. Buradan hareketle stratejinin uygulanmasını temin edecek 39 eylemden oluşan tedbirler setini içeren “Eylem Planı” oluşturulmuştur. Eylem Planı, belirlenen tedbirlere uygun olarak hangi eylemin, hangi zaman dilimi içerisinde, hangi enstrüman ile uygulanacağını tanımlamaktadır.

Sonuç olarak makina sektörünün 2023 hedeflerine ulaşması için gerekli her türlü stratejik planlamalar yapılmış ve bu planlamalar belirlenen takvime uygun olarak uygulanmaktadır.

Hedefe son 10’dan geriye sayıyoruz… Gelinen nokta beklenen düzeyde mi?

Uzun dönemli bir perspektiften bakıldığında, Türkiye’nin küresel ekonomiyle bağını kuran öncü sektörün imalat sanayi olduğu görülmektedir. Üretim ve dış ticaret yapısında da önemli bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır.

Türkiye’nin toplam ihracatı içinde imalat sanayi ürünlerinin payı, 1980’deki yüzde 37 düzeyinden, 2012’de yüzde 94’e ulaşmıştır. 

Son 15 yılda, Türkiye imalat sanayisinde niteliksel bir dönüşüm yaşanmış ve toplam imalat sanayi ihracatı içinde otomotiv, makina, beyaz eşya, elektronik, petrol ürünleri ve lastik-plastik sektörlerinin payında kayda değer bir artış görülmüştür.

Türkiye ekonomisinin 1970`lerdeki ağırlıklı olarak tarımsal ürün yapısından, 1980`lerde emek-yoğun, geleneksel sektörlere ve 1990`larda "orta-düşük", "orta-yüksek" teknolojili sektörlere kayan ihracat yapısı, ekonomideki üretici sektörlerin geçirdiği dönüşümü de temsil etmektedir. Yüzde 94`ü sanayi ürünlerinden oluşan ihracatımızda, ürün ve pazar çeşitlendirilmesinin yanında, düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere doğru güçlü bir geçiş yaşandığı görülmektedir.

Şu andaki hedefimiz ise düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere geçişte gösterilen başarıyı, ileri teknolojili ürünlere geçişte de göstermektir.

Sanayi alanında izlemekte olduğumuz stratejiler ve politikalar neticesinde, gün geçtikçe yüksek katma değere sahip ileri teknolojili sanayi ürünlerinin üretilmesine hız verilmiştir. Hazırlanan ve hazırlanmakta olan yatırım teşvik mekanizmalarının tamamı da bu görüş doğrultusunda hayata geçirilmektedir.

Türk makina sektörü son yıllarda ihracat açısından önemli gelişmeler kaydetmiştir. 2002 yılında 1,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşen makina ihracatımız, 10 yıl içerisinde 9 milyar ABD Doları’nı aşmıştır. Dünya makina ihracatında 2002 yılında 33. sırada olan ülkemiz, 2012 yılında 27. sıraya yükselmiştir.

Sadece bu sektörde, 2023 yılında 100 milyar ABD Doları ihracat yapılması hedeflenmektedir. Bu hedefe doğru ilerlemek için de Türkiye’nin ucuz iş gücü ve ucuz enerjiyle rekabet eden bir ülke yapısından teknoloji üreten ve ürettiği teknoloji ile büyüyen bir ülke yapısına kavuşması gerekmektedir. Nitelikli iş gücü ve teknolojisi ile makina sanayi, ülkemizi dünya ticaretinde hak ettiği noktaya taşıyabilecek potansiyele sahiptir.

Bugün Türkiye’de pek çok sanayi ürünü, dünya standartlarında üretilmektedir. Türk sanayisi, ürünlerinin büyük kısmını AB ve ABD’ye satarak kalitesini kanıtlamıştır. 

Türkiye toplam 228 ülkeye dönük, yaklaşık 20 bin çeşit ürün ve 40 bin ihracatçı firma ile dünya ticaret sahnesinde yer almaktadır. Türkiye, tekstil, tarım ürünleri, motorlu araçlar, gemiler ve diğer ulaşım ekipmanları, inşaat malzemeleri, tüketici elektroniği ve beyaz eşya gibi sektörlerde dünyanın lider üreticilerindendir. Türkiye sanayi üretiminde birçok sektörde lider konumundadır;

•              Hafif ticari araç üretiminde Avrupa birincisi, otobüs üretiminde Avrupa ikincisidir.

•              Çimento üretiminde Avrupa birincisi, dünya ikincisi, Çimento ihracatında Avrupa üçüncüsüdür.

•              Dünyanın önde gelen tekstil üreticisi olan Türkiye, dokuma halıda dünya lideridir.

•              Türkiye Avrupa’nın tekstil üretim üssüdür.

•              Dünyanın üçüncü büyük çorap ve yine üçüncü büyük havlu tedarikçisi olan Türkiye Avrupa’nın üçüncü büyük hazır giyim tedarikçisidir.

•              Türkiye, dünyada toplam taşıt üretiminde ilk on, AB’de toplam taşıt aracı üretiminde ilk üç ve Ar-Ge’de ilk beş ülke arasında yer alma hedefini sürdürmektedir.

Günümüz makina sanayisinde otomatik kontrol yani otomasyon, bu ürünlerin vazgeçilmez bir bileşenini ifade etmektedir. İlave edilen her bir otomasyon, artı bir katma değeri, ileri teknolojiyi ve ülke ekonomisine katkıyı da beraberinde getirmektedir. Özetle otomasyon, makina sanayisinde katma değer yaratan en önemli alandır. Oldukça ileri düzeyde Ar-Ge faaliyetlerini de beraberinde getiren ve ürüne özel bir teknoloji gelişimi gerektiren bu alanın ülkemizin öncelikli konularından biri olması gerekmektedir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki otomasyon, sadece ithal edilen otomatik kontrol ürünlerinin sanayi ürünlerine dâhil edilmesini kapsamamaktadır. Otomasyonu sağlayan bu ürünlerin de ülkemizde üretimine önem verilmelidir.

Bu görüşlere ilaveten, katma değeri yüksek olan ürünlerde sağlanacak ilerlemeler sayesinde, bu ürünleri barındıran sanayi sektörleri alanında sağlanacak olan teknoloji birikiminin ülkemiz geleceğine ışık tutacağı, 2023 hedeflerimize ulaşılmasına büyük katkı sağlayacağı ve bu sektörlerin rekabetçilik düzeyini daha da arttırarak ülkemizin güçlü bir ekonomiye sahip olması yönünde etkili olacağı ortadadır.

Ülkemiz, gelişmiş sanayisi, tarihi birikimi, stratejik konumu, genç ve dinamik nüfusuyla, bu hedeflere ulaşabilecek potansiyele sahiptir.Türkiye makina sektöründeki gelişimi nasıl buluyorsunuz?

Ekonomik ve siyasi anlamda sürekli bir değişim ve yeniden yapılanma süreci içinde olan dünyada, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde makina sektörünün özel bir konumu vardır. Makina sektörü olmadan sanayileşmeden bahsetmek söz konusu değildir. Bir ülkenin dengeli ve istikrarlı sanayi ve ekonomiye sahip olabilmesi, güçlü bir makina sektörünün varlığı ile mümkün olmaktadır. Çünkü bir ülkenin makina sanayindeki performansı, o ülkenin genel sanayisinin performansını da yansıtmaktadır. Ekonomik kalkınma açısından çok önemli olan makina sektörünün üretim ve istihdam büyüklükleri, pek çok ulusal ve uluslararası finans kuruluşuna göre sanayileşmenin temel göstergeleri arasında yer almaktadır.

Türk makina sektörü, halihazırda yaşanan küreselleşme sürecinde üretim, pazarlama, ihracat, ticaret alanlarında dünya ile entegrasyonunu büyük ölçüde tamamlamış bir sektördür. Sektör bu alanlardaki yeterliliğini gelişmiş ve gelişmekte olan pazarların tamamına yakınına yaptığı ihracat ile kanıtlamıştır. Sektör gayri safi yurt içi hasıla, imalat sanayi üretimindeki payı, ihracat, istihdam, rekabet edebilirlik, yatırımlar, dışa açıklık ve makroekonomik büyüklükler açısından ülkemizdeki en önemli sektörlerden biridir. 

Makina imalat sanayi bütün dünyada olduğu gibi ülkemizin sanayileşmesinin de itici gücüdür ve gelecekte de ülkemizin gelişiminin temel taşı olacaktır. Türk makina sanayi 1990 yılından bu yana yaklaşık yüzde 20 oranında yıllık büyüme oranı göstermiştir.

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de makina imalatçılarının büyük çoğunluğu küçük ve orta ölçekli işletme (KOBİ) niteliğinde olup, bu yapı değişen ekonomik koşullara ve teknolojik gelişmelere karşı daha esnek ve hızlı cevap verme imkanı sağlamaktadır. Sektörde faaliyet gösteren KOBİ’lerin sahip olduğu ucuz iş gücü avantajı ve gelişmiş mühendislik becerileri, makina imalatçılarının uluslararası pazarlarda rekabet şansını artıran unsurlardır. Türk makina imalat sanayinde, her türlü parça ve aksamın yüksek kalitede ve rekabet edebilir fiyatlarda üretimi yapılmakta olup, üretim sürecinde yerli girdi oranı yüzde 80’ler civarındadır.

Ekonomik gelişmelerin makina sektörüne olumlu yansıması, sektörün örgütlenme düzeyi yüksekliği, OSB’lerin yurt çapında yaygınlaşması, firmalarımızın gün geçtikçe daha fazla uluslararası fuarlara katılarak küresel pazarlara girme isteği sektörün geleceği açısından umut vericidir. Ayrıca makina üreten makinalar olarak da ifade edilen takım tezgahlarında üretim değerlerinin göreceli olarak yükselmesi ve bu alanda uluslararası uzmanlaşmanın sağlanması da sektörün geleceğe umutla bakmasını sağlamaktadır.

Diğer taraftan, tüm bu hususlar göz önünde bulundurularak, Bakanlığımız tarafından “Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlanmış ve 2011 yılının Mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bu belge, Bakanlığımızın makina sektörüne ne denli önem verdiğinin bir göstergesidir. Belge kapsamındaki eylemlerin görüşüldüğü platformda, eylemlere yönelik gelişmelerin değerlendirilmesinin yanı sıra doğrudan kamu ile sektör arasında etkin bir iletişim mekanizması kurulmuştur. 

Öte yandan 2012 yılını 24,8 milyar dolar ithalat ve 9,7 milyar dolar ihracat ile tamamlayan makina sektöründe, yaklaşık 15,1 milyar dolar dış ticaret açığı oluşmuştur. Bu açığın 2011 yılına göre yüzde 6,4 düzeyinde azalmış olması, geliştirilen politikaların başarılı olduğunu göstermektedir. Bakanlığımız koordinasyonunda düzenlenen kamu alımlarında yerli malı tercih edilmesine yönelik etkinlikler ile Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi eylemlerinin de bu konuda sağlanan gelişmelere katkı sağladığı ortadadır. 2013 yılı Ocak-Eylül döneminde ise sektörün ihracatı bir önceki yıla nazaran yüzde 8,2 artış göstermiştir.

Sonuç itibariyle katma değeri yüksek makina imalat sanayinin güçlendirilmesine yönelik Bakanlığımız çalışmaları 2014 yılında da tüm hızıyla devam edecektir. Bu noktada üzerimize düşen görev üretime, yatırıma, ihracata, istihdama, bilgi ve teknolojiye daha fazla odaklanmaktır.

Ülkemizdeki makina sanayinin rakamlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Makina ve ekipman imalatına ait kapasite kullanımı, toplam imalat sanayine ait değere oldukça yakın seyretmektedir. Ayrıca, 2011 yılından itibaren makine sektöründe kapasite kullanımı her geçen yıl bir miktar artış göstermektedir.

ÜİK verilerine göre makina sektöründe 2011 yılı itibariyle 12 bin 145 işletmede yaklaşık 173 bin civarında personel istihdam edilmektedir. 2011 yılına ait girişim sayısı ve istihdam verilerinin birlikte ele alınması sonucunda, makina sektöründeki girişim sayısının azalmasına karşın bu firmalardaki çalışan sayısının 2011 yılında da artmaya devam ettiği görülmektedir.

Makina ve teçhizat imalatına ait sanayi istihdam endeksi, bizlere makina sektörünün sağlamış olduğu istihdamın, genel imalat sanayi değerinin de üzerinde bir artış sağladığını göstermektedir.

2011 yılı TÜİK verilerine göre 30,4 milyar TL düzeyinde gerçekleşen makina sektörü üretim değerinin, aynı yıldaki 703,4 milyar TL’lik Türkiye toplam imalat sanayi içerisindeki payı yüzde 4,3 civarındadır ve bu oran her geçen yıl artmaktadır.

Ayrıca, “BYS Makina ve Teçhizat İmalatı” sektöründe 2010=100 temel yıllı sanayi üretim endeksi yıllık ortalama değeri, 2010 yılından itibaren toplam imalat sanayine ait endeks değerinin üzerinde seyretmektedir.

İthalatın ihracatı karşılama oranı 2013 sonunda beklenen düzeye geldi mi?

Ülkemiz makina sektörü, 2012 yılında 34,5 milyar dolarlık dış ticaret hacmine ulaşmış ve makina sektörü ihracatının söz konusu yıl itibariyle toplam ihracattan aldığı pay yüzde 7’ye yaklaşmıştır. 2023 yılında hedeflenen 500 milyar dolarlık ihracattan makina sektörünün 100 milyar dolar pay alabilmesi adına bu oranın 2023 yılında yüzde 20’ye yükselmesi gerekmektedir.

2012 yılında, sektör ihracatının ithalatı karşılama oranı yüzde 39,2 olarak gerçekleşmiştir. Bu düzeyin artırılmasına yönelik alınacak tedbirler, makina sektörü ve bu sektörün girdi sağladığı diğer pek çok sektör açısından büyük önem taşımaktadır.

Uluslararası Standart Ticaret Sınıflaması “SITC Rev.3” kapsamında 71, 72, 73 ve 74 başlıklarının toplamı olarak değerlendirilen makina ihracatında 2012 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 3’lük bir artış elde edilmiştir. Sektörün ithalatı yüzde 2,9 daralarak 24,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiş olup, dış ticaret açığı ise 2011 yılına göre  yüzde %6,5 azalmıştır. 2013 yılı Ocak-Eylül dönemi için 12,9 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı söz konusudur.

Makina sektörü 2023 yılında “100. Yılda, 100 Milyar Dolar Makina İhracatı” hedefine ulaşabilecek mi?

Türkiye, her geçen yıl dünya ticaret hacminden aldığı payı artıran bir ülke. Bununla birlikte, yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürünlerin üretim yapımız içindeki payı yaklaşık yüzde 5’ler seviyesinde. Bu payı yeterli görmüyoruz ve bu oranı gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, yüzde 20’ler seviyesine çıkarmak gerekiyor. Çünkü bu oran artıkça, ülkemizin de rekabet gücü artacak demektir. Bakanlığımızı, ‘Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ olarak yeniden yapılandırmamızın arkasında yatan temel düşünce de budur. 

Türkiye’nin 2023 yılı hedeflerine ulaşmada en büyük sorumluluklardan birisi makina sektörüne düşmektedir. Makina sektörü, 500 milyar dolarlık ihracatın yüzde 20’sini, yani 100 milyar dolarını hedeflemiş bir sektörümüzdür. Makina sektörünün bu hedefe ulaşabilmesi için Bakanlığımız tarafından hazırlanan Makine Sektörü Strateji Belgesi ve ekinde yer alan eylemler, 100 milyar dolar ihracat hedefimize ulaşılma noktasında çok önemli bir yol haritası oluşturmaktadır.

Makina sektörü açısından gelinen nokta itibariyle ihracat alanında ulaştığımız rakamlar bizim için yeterli mi? 

Daha önce de ifade ettiğimiz gibi bu rakamlar bir başarıdır; ancak ülkemizin potansiyelini dikkate aldığımızda yeterli değildir. Biliyorsunuz ekonomik ya da sektörel analizlerde tek başına bir rakam, çoğunlukla bir anlam ifade etmeyebilir. Bu nedenle bu rakamları başka rakamlara oranlayarak daha doğru sonuçlar elde edebilirisiniz. Bunu belirtmekteki amacımız ise şudur: Evet sektörde 2023 yılı için 100 milyar dolar ihracat hedefi ortaya koyuyoruz, bu güzel de, peki sektördeki ithalat ne olacak. İşte az önceki rakamlardan da görüleceği üzere, 2012 yılında yüzde 39,1 olan ihracatın ithalatı karşılama oranını yüzde 100’lerin üzerine çıkarmadıkça, istediğimiz hedefe tam olarak varmamız mümkün olamayacaktır. Sonuç olarak, rakamlar sektörün performansının arttığını göstermekte ve 2023 yılı hedeflerimize ulaşmada bize umut verici bir tablo ortaya koymaktadır. 

100’de 100 hedefi için belirlenen strateji ve yol haritası nedir?

Sanayideki üretim yapımızı, iş gücü ve enerji yoğun üretimden bilgi ve teknoloji yoğun üretime dönüştürerek üretimde katma değeri artırmanın yolu, belirli stratejileri uygulamaktan geçmektedir. Dolayısıyla da, Türkiye’nin makro ekonomik alanda gerçekleştirdiği yapısal reformları, benzer şekilde sanayide, bunun da ötesinde sektörel alanda ve hatta gerektiğinde belirli ürün grupları özelinde gerçekleştirmesi gerçeği ile karşılaşılmaktadır. Artık, makro alanda sağladığımız başarıları, reel sektöre daha fazla yansıtacak, rekabet gücümüzü artıracak mikro reformlara odaklanarak sağlamamız gerekmektedir. Bu amaçla da ilk olarak Türkiye Sanayi Stratejisi’nin uygulanmasına ve hemen ardından da sektörel stratejilerin hazırlanarak yürürlüğe alınmasına başlanılmıştır.

Bu kapsamda, Bakanlığımız koordinasyonunda “Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı” hazırlanmış ve 2011 yılının Mayıs ayında kamuoyu ile paylaşılmıştır. Bakanlığımız, sanayi sektörlerinin gelişimini sürdürülebilir kılmak ve yaşadıkları sıkıntılara kamu tarafından daha hızlı tepki verilebilmesi amacıyla makina sektörünün dışındaki sanayi sektörlerine yönelik de strateji faaliyetleri yürütmektedir. Bu çerçevede, Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi, Türkiye Makine Sektörü Strateji Belgesi ile eş zamanlı olarak yürürlüğe girmiştir. Söz konusu belgelerin yayımlanması kadar içerdikleri eylemlerin gerçekleşme durumlarının izlenmesinin de öneminin farkında olan Bakanlığımız, bu belgelere yönelik uygulama, izleme ve değerlendirme süreçlerini devam ettirmektedir. 

Öte yandan bu sektörlerin dışında, sanayi stratejimizle birlikte, KOBİ stratejimizi, demir-çelik, seramik, kimya, elektrik-elektronik sektörlerimiz için hazırlanan sektörel strateji belgelerini de uyguluyoruz. 

Bakanlığımızın stratejik planlama ile güçlendirmeyi amaçladığı sektörler sadece bahsedilenler ile sınırlı değildir. Yürürlükte bulunduğu tarihlerde büyük başarılar yakalanmış olan ve yenilenme çalışmaları tamamlanmak üzere olan Tekstil, Hazır Giyim, Deri ve Deri Ürünleri Sektörleri Strateji Belgesi ile Ulusal Geri Dönüşüm Stratejisi ve İlaç Sektörü Strateji Belgesi hazırlık çalışmaları ise devam etmektedir.

Yine sorunuz bağlamında, Makine Sektörü Strateji Belgesinde, “Makina Sektörünün Geliştirilmesi ve Yüksek Teknolojili Ürünlerin İmal Edilmesinin Sağlanması” olarak belirlenmiş olan genel amaca ulaşabilmek için beşl ana hedef oluşturulmuştur. Bu hedefler:

1.             “Katma Değeri” ve “Marka Değeri” yüksek makina sanayine dönüşümü sağlayıcı hukuki düzenlemeleri ve yapısal tedbirleri hayata geçirmek,

2.             Yurt içi ve yurt dışında sürdürülebilir büyümeyi ve ölçek ekonomisinin avantajlarını yakalamak amacıyla sektöre yönelik sağlıklı finansal çözümler sağlamak,

3.             Sürdürülebilir, yetkinliğini kazanmış, yüksek performansa sahip, teknoloji odaklı, öğrenmeye ve değişime açık her düzeyde insan kaynağı sağlamak,

4.             Türk makina sektörünün kalite, güven ve teknoloji unsurlarını ön plana çıkaran, yurt içinde ve dışında etkin bir tanıtım yapmak ve ihracatı arttırmak,

5.             Global düzeyde rekabet edebilen, katma değerleri yüksek ürünler üretebilmek için Ar-Ge ve inovasyon yapmak,

şeklinde tespit edilmiştir. Buradan hareketle stratejinin uygulanmasını temin edecek 39 eylemden oluşan tedbirler setini içeren “Eylem Planı” oluşturulmuştur. Eylem Planı, belirlenen tedbirlere uygun olarak hangi eylemin, hangi zaman dilimi içerisinde, hangi enstrüman ile uygulanacağını tanımlamaktadır.

Sonuç olarak makina sektörünün 2023 hedeflerine ulaşması için gerekli her türlü stratejik planlamalar yapılmış ve bu planlamalar belirlenen takvime uygun olarak uygulanmaktadır.

Hedefe son 10’dan geriye sayıyoruz… Gelinen nokta beklenen düzeyde mi?

Uzun dönemli bir perspektiften bakıldığında, Türkiye’nin küresel ekonomiyle bağını kuran öncü sektörün imalat sanayi olduğu görülmektedir. Üretim ve dış ticaret yapısında da önemli bir dönüşüm yaşanmaya başlamıştır.

Türkiye’nin toplam ihracatı içinde imalat sanayi ürünlerinin payı, 1980’deki yüzde 37 düzeyinden, 2012’de yüzde 94’e ulaşmıştır. 

Son 15 yılda, Türkiye imalat sanayisinde niteliksel bir dönüşüm yaşanmış ve toplam imalat sanayi ihracatı içinde otomotiv, makina, beyaz eşya, elektronik, petrol ürünleri ve lastik-plastik sektörlerinin payında kayda değer bir artış görülmüştür.

Türkiye ekonomisinin 1970`lerdeki ağırlıklı olarak tarımsal ürün yapısından, 1980`lerde emek-yoğun, geleneksel sektörlere ve 1990`larda "orta-düşük", "orta-yüksek" teknolojili sektörlere kayan ihracat yapısı, ekonomideki üretici sektörlerin geçirdiği dönüşümü de temsil etmektedir. Yüzde 94`ü sanayi ürünlerinden oluşan ihracatımızda, ürün ve pazar çeşitlendirilmesinin yanında, düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere doğru güçlü bir geçiş yaşandığı görülmektedir.

Şu andaki hedefimiz ise düşük teknolojili ürünlerden orta teknolojili ürünlere geçişte gösterilen başarıyı, ileri teknolojili ürünlere geçişte de göstermektir.

Sanayi alanında izlemekte olduğumuz stratejiler ve politikalar neticesinde, gün geçtikçe yüksek katma değere sahip ileri teknolojili sanayi ürünlerinin üretilmesine hız verilmiştir. Hazırlanan ve hazırlanmakta olan yatırım teşvik mekanizmalarının tamamı da bu görüş doğrultusunda hayata geçirilmektedir.

Türk makina sektörü son yıllarda ihracat açısından önemli gelişmeler kaydetmiştir. 2002 yılında 1,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşen makina ihracatımız, 10 yıl içerisinde 9 milyar ABD Doları’nı aşmıştır. Dünya makina ihracatında 2002 yılında 33. sırada olan ülkemiz, 2012 yılında 27. sıraya yükselmiştir.

Sadece bu sektörde, 2023 yılında 100 milyar ABD Doları ihracat yapılması hedeflenmektedir. Bu hedefe doğru ilerlemek için de Türkiye’nin ucuz iş gücü ve ucuz enerjiyle rekabet eden bir ülke yapısından teknoloji üreten ve ürettiği teknoloji ile büyüyen bir ülke yapısına kavuşması gerekmektedir. Nitelikli iş gücü ve teknolojisi ile makina sanayi, ülkemizi dünya ticaretinde hak ettiği noktaya taşıyabilecek potansiyele sahiptir.

Bugün Türkiye’de pek çok sanayi ürünü, dünya standartlarında üretilmektedir. Türk sanayisi, ürünlerinin büyük kısmını AB ve ABD’ye satarak kalitesini kanıtlamıştır. 

Türkiye toplam 228 ülkeye dönük, yaklaşık 20 bin çeşit ürün ve 40 bin ihracatçı firma ile dünya ticaret sahnesinde yer almaktadır. Türkiye, tekstil, tarım ürünleri, motorlu araçlar, gemiler ve diğer ulaşım ekipmanları, inşaat malzemeleri, tüketici elektroniği ve beyaz eşya gibi sektörlerde dünyanın lider üreticilerindendir. Türkiye sanayi üretiminde birçok sektörde lider konumundadır;

•              Hafif ticari araç üretiminde Avrupa birincisi, otobüs üretiminde Avrupa ikincisidir.

•              Çimento üretiminde Avrupa birincisi, dünya ikincisi, Çimento ihracatında Avrupa üçüncüsüdür.

•              Dünyanın önde gelen tekstil üreticisi olan Türkiye, dokuma halıda dünya lideridir.

•              Türkiye Avrupa’nın tekstil üretim üssüdür.

•              Dünyanın üçüncü büyük çorap ve yine üçüncü büyük havlu tedarikçisi olan Türkiye Avrupa’nın üçüncü büyük hazır giyim tedarikçisidir.

•              Türkiye, dünyada toplam taşıt üretiminde ilk on, AB’de toplam taşıt aracı üretiminde ilk üç ve Ar-Ge’de ilk beş ülke arasında yer alma hedefini sürdürmektedir.

Günümüz makina sanayisinde otomatik kontrol yani otomasyon, bu ürünlerin vazgeçilmez bir bileşenini ifade etmektedir. İlave edilen her bir otomasyon, artı bir katma değeri, ileri teknolojiyi ve ülke ekonomisine katkıyı da beraberinde getirmektedir. Özetle otomasyon, makina sanayisinde katma değer yaratan en önemli alandır. Oldukça ileri düzeyde Ar-Ge faaliyetlerini de beraberinde getiren ve ürüne özel bir teknoloji gelişimi gerektiren bu alanın ülkemizin öncelikli konularından biri olması gerekmektedir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki otomasyon, sadece ithal edilen otomatik kontrol ürünlerinin sanayi ürünlerine dâhil edilmesini kapsamamaktadır. Otomasyonu sağlayan bu ürünlerin de ülkemizde üretimine önem verilmelidir.

Bu görüşlere ilaveten, katma değeri yüksek olan ürünlerde sağlanacak ilerlemeler sayesinde, bu ürünleri barındıran sanayi sektörleri alanında sağlanacak olan teknoloji birikiminin ülkemiz geleceğine ışık tutacağı, 2023 hedeflerimize ulaşılmasına büyük katkı sağlayacağı ve bu sektörlerin rekabetçilik düzeyini daha da arttırarak ülkemizin güçlü bir ekonomiye sahip olması yönünde etkili olacağı ortadadır.

Ülkemiz, gelişmiş sanayisi, tarihi birikimi, stratejik konumu, genç ve dinamik nüfusuyla, bu hedeflere ulaşabilecek potansiyele sahiptir.

 

9
0
0
Yorum Yaz